Visit Blog
Explore Tumblr blogs with no restrictions, modern design and the best experience.
#boğaziçi olayları
academiquewilde · a month ago
Text
Tumblr media
Sadece boğaziçi’ne değil, ülkeye verdiğiniz tüm hasarların hesabını vereceksiniz
#BoğaziçiHasarRaporu
5 notes · View notes
polemik · 3 months ago
Link
Melih Bulu’nun rektör ataması bir sermaye operasyonudur, ucuza beyaz yaka kapatacak Koç Holding’in bir kuruluşundaki yöneticiyi atadılar demiştik. 
“Ya bunu da sermayeye bağladınız, yuh ya” diye karşılayanlar olmuştu.
Patronlara ucuza sağılacak beyin deposu olduğunun tescilidir bu ziyaret. Patronlar ellerini ovuşturmuş fon sağlayıp karşılığında satılacak ürün projeleri alacakları zamanı dört gözle bekliyorlar. Ondan akbaba gibi üşüşmüşler. 
1 note · View note
polemik · 3 months ago
Video
youtube
Türkiye Komünist Partisi olarak Boğaziçi eylemleri sırasında öğrencilerin maruz kaldığı muamele sebebiyle Recep Tayyip Erdoğan, Süleyman Soylu, İsmail Çataklı, Devlet Bahçeli ve eylemcilere şiddet uygulayan polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk. 
4 notes · View notes
kunyekultursanat · 4 months ago
Text
Cumhuriyet Ve Laiklik Atanmışları Tartışmak Değildir!
Cumhuriyet Ve Laiklik Atanmışları Tartışmak Değildir!
Boğaziçi üniversitesi ile başlayan ve İzmir’e kadar uzanan protestolar bir zamanlar yine aynı illerimizde yapılan “Cumhuriyet mitingleri”ni hatırlattı hepimize. O dönem bu eylemlere Cumhuriyet mitingleri denilmesini beni oldukça rahatsız etmişti. Çünkü, CHP-ordu-Cumhurbaşkanı-ADD-ÇYDD düzleminde dile gelen ve 27 Nisan muhtırası ile iyice taçlanan “laiklik elden gidiyor” hurafesinin sürekli…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
polemik · 4 months ago
Text
Tumblr media
HAPİSHANEDEKİ ARKADAŞIMA ULAŞTIRILAMAYAN BİR NOT
Sevgili kardeşim:
Belli ki gömleğinin yakasında kuruyan ter bu bahar tarlaların tozunu taşımayacak kasketinin gölgesini küçük üzümleri andıran gözlerini bir selvi yaprağı gibi korumayacak
Sana tomurcuklu bir dal yollamıştım
bir kaç kitap bir kilo portakal Ve "dostları özlemle kucaklamayı unutma" dizesini almadılar
geçen yaz-hatırlarsın- ilk meyvasını veren bir fidandan ham zerdaliler toplayıp uzun yollar boyunca esaret ve zafer üstüne marşlar söylemiştik
yaşadığın günlerin hesabını soranlara bildiğin marşları söylemeyi unutma
Nihat BEHRAM
5 notes · View notes
kunyekultursanat · 4 months ago
Text
Acı Aş
2020 yılında yaşanılan birçok olumsuzluk ve ilahi ikaz milletçe hepimizi perişan etmişken, 2021 yılında “güzel günler göreceğiz” diye düşünenleri 2021 yılının daha ilk aylarında ters köşe yaparak “en iyi savunma hücumdur” taktiği gereğince toplum en hassas sinir uçlarına basmaya, ipleri germeye çabalıyorlar… Ve korkarım ki bu çabalarından da asla vazgeçmeyecekler. Özellikle Türk halkını yanlış…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
mutlakbilgi · 5 months ago
Text
Boğaziçi Üniversitesi'ndeki olaylara ilişkin operasyon: Gözaltılar var
Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olaylara ilişkin operasyon: Gözaltılar var
Boğaziçi Üniversitesi’ne Prof. Dr. Melih Bulu’nun atanması ile başlayan protestolar devam ederken, protestolar sırasında “2911 sayılı Kanun’a muhalefet” ve “görevli memura mukavemet” suçlarını işledikleri tespit edilen kişilere yönelik operasyon yapıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Güvenlik Şube Müdürlüğü ekiplerince Özel Harekat polislerinin desteğiyle sabah erken saatlerde önceden belirlenen 6…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
hepelestirenadam · a month ago
Photo
Tumblr media
Bakın bunlar Boğaziçi ile dayanışanlar değil Biden ile dayanışanlar...
Gözler, kulakları ABD Başkanı’nın iki dudağında.
Kimin arkasında yürüdüğünüzün, eylemlere katıldığınızın farkında mısınız?
Ermeni Soykırımı iddiaları emperyalist bir yalandır.
Hukuken bir geçerliliği yoktur. 
- Soykırım, bir hukuk kavramıdır, bir suç tanımıdır.
- Soykırım suçunun varlığına, yetkili mahkeme karar verir.
- Soykırım suçunu, hükümetler veya kurumlar veya milletler, başka deyişle tüzel kişiler ve topluluklar işlemez. Bireyler işler.
- 1915 olaylarında soykırım işlendiğine dair yetkili mahkeme kararı yok.
- Herhangi bir parlamento, cumhurbaşkanı, hükümet, belediye, üniversite vb. 1915 olaylarında “soykırım yapıldı” yargısında bulunmaya yetkili değildir.
- 1915 olayları “Holocaust” diye anılan Yahudi soykırımından farklıdır.
- 1948 yılı öncesindeki eylemlerle ilgili soykırım suçu işlendiği hükmü verilemez. Çünkü soykırım suçu, 1948 yılında Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’yle kabul edildi.
- Bir tarih konusu olarak 1915 olaylarını tartışma özgürlüğü güvence altındadır. Ancak mahkemelerin yetkisini gasp etme özgürlüğü yoktur.
Bu tireli olan yerde saydıklarımızı söyleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM).
Ermeni Soykırımı olmadığı yönünde yetkili mahkemelerin kararları:
-  AİHM’nin 2. Dairesinin “Perinçek-İsviçre Davası” diye anılan yargılamadaki 17 Aralık 2013 günlü kararı.
- AİHM Büyük Dairesinin 15 Ekim 2015 günlü kararı.
-  AİHM’nin Ali Mercan, Ethem Kayalı, Hasan Kemahlı ile İsviçre Devleti arasındaki davada aldığı 28 Kasım 2017 tarihli kararı.
- 25 Ağustos 2016'daki İsviçre Federal Mahkemesi kararı.
ELİMİZDE, KAPI GİBİ, SAPASAĞLAM DÖRT TANE KARAR VAR!
Bu karar doğrultusunda bazı kuruluşların kararları:
- 2012 Ocak'ta kabul edilen Fransa Anayasa Konseyi kararı.
-  Fransa Milli Meclisi'nin 3 Aralık 2015 kararı.
- Danimarka Meclisi’nin 26 Ocak 2016 günlü 1915 olaylarında soykırım yapıldığına ilişkin önergeyi reddeden kararı.
Bakın korkacak, özgüvensiz olacak hiçbir şeyimiz yok. Ama hükümet büyük bir yanlış içinde. Ağlak ağlak, ama onlar da şunu yaptı diye özgüvensizce mesajlar veriyorlar. 
Türkiye Karadeniz’den Akdeniz’e tek bir cephede ABD’nin baskı ve tehditlerine karşı silahlı olarak direnmekte ve zaferler kazanıyor. ABD, baskıyı artırmak için bu kararları almaya çalışıyor. 
Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de, “Soykırımın uygun bir yargı organı tarafından belirlenmesi gerekir” diyor, Biden’a tokat atıyor. Ama bizimkiler hâlâ esaslı savunamıyor. BM’ye öğrettiğimiz şeyi hükümetimize maalesef öğretemiyoruz. ABD’den korkarak ülke yönetilmez. 
ABD'den korkan hükümet istemiyoruz! Bu korkakça açıklamaları yapan Cumhurbaşkanı danışmanlarının hepsi görevden alınmalı.
Elimiz kolumuz bağlı değil. Elimizde atılacak çok güçlü adımlar var. İrade gerek. ABD’nin bu girişimine yanıt vermelidir. Ne mi yapılmalı:
1. İncirlik Üssü Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tam kontrolüne verilmelidir. ABD askerleri 15 gün içerisinde ülkelerine gönderilmelidir.
2. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırım ve Abhazya’nın tanınması için hızla adımlar atılmalıdır. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin’in altılı platform önerisine KKTC ve Abhazya derhal dahil edilmelidir.
3. PKK’yı bitirmek için Suriye’yle askeri işbirliği dahil derhal her konuda ve en üst düzeyde iş birliği sağlanmalıdır.
4. HDP derhal kapatılmalıdır. Anayasa Mahkemesi, PKK’nın kolu ve bacağı olan örgüte karşı süreci yeniden değerlendirmeli en hızlı kararı almalıdır. Türkiye’nin ciddi tehditler altında olduğu bu süreçte Anayasa Mahkemesi bu kapatma sürecini uzatamaz.
35 notes · View notes
epifizz · a month ago
Epifizz sen de şu Boğaziçi olayları hakkında konuşma istersen ya. Herkes bir biz haklıyız savaşında zaten. Kim ne isterse düşünmekte özgür. Ne anlamak isterlerse anlasinlar. Hayır Boğaziçi olaylarını orada ki öğrencilerden başka kimse iyi bilemez. Bence kimse konuşmasın artık bu konu da. Gelen soruları yanıtlama boşver.
Ben odağıma mağdur polis iddiasında ifade edilenleri almıştım ama neyse.
1 note · View note
rayhaber · 2 months ago
Text
İnsan Bedenini Gerçek Zamanlı İzleyen İmplant Anten Teknolojisi
İnsan Bedenini Gerçek Zamanlı İzleyen İmplant Anten Teknolojisi
TÜBİTAK Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı “2247-A Ulusal Lider Araştırmacılar Programı”na, Boğaziçi Üniversitesi’nden seçilen üç genç bilim insanından biri olan Dr. Öğr. Üyesi Sema Dumanlı Oktar, vücut içinde gerçekleşen olayları gerçek zamanlı izleyebilecek, sentetik biyoloji ile elektronik mühendisliğini buluşturacak teknoloji “AntennAlive” projesi için çalışıyor. Boğaziçi Üniversitesi…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
konstantinopolis-anarchy · 3 months ago
Text
Asıl Devlet Partisi - Dünyalılar
“Asıl Devlet Partisi”…
“Anlamak aşmaktır”
Fransız atasözü
Fikret Başkaya
Entelektüel faaliyetin misyonu ve varlık nedeni, şeylerin gerçeğine nüfuz etmek, görüntüyle gerçek (retorikle realite) arasındaki uyumsuzluğu teşhir etmektir… Türkiye’de bağnaz resmî ideoloji ve resmî tarih, şeylerin anlaşılmasını, bilince çıkarılmasını engelliyor. Dolayısıyla, resmî tarihi, resmî ideolojiyi sorun etmeyenin önünü görmesi, yolunu bulması mümkün değildir…
Türkiye’de kökleri 1910’lu yıllara kadar geriye giden bir ikili iktidar pratiği geçerli. Görünen iktidarlar hiçbir zaman gerçek iktidar olamıyor, olmasına izin verilmiyor… Biri benim asıl devlet partisi dediğim, diğeri seçimle gelen görünen iktidar olmak üzere ikili bir yapı ve işleyiş söz konusu. Asıl rotayı belirleyen de asıl devlet partisi. Esasen bu iki iktidar odağı arasında ‘adı konmamış, zımnî bir uzlaşma, kompromi geçerli… Seçimle gelen görünen iktidar neyi yapmayacağını az-çok biliyor. Eğer asıl devlet partisi onun sınırı aştığını düşünürse duruma müdahale ederek ‘aracın rotadan sapmasını’ engelliyor…
1923-1946-50 döneminde devlet, hükümet, parti iç içe geçtiği, tek parti diktatörlüğü söz konusu olduğu için, devlet,  hükümet, parti ayrımı muğlaklaşmıştı, o dönemde bir sorun, bir sürtüşme yaşanmadı… 1946 sonrasında ‘çok partili sisteme’ geçildiği dönemden sonra asıl devlet partisi teyakkuza geçti ve gerekli gördüğü her zaman sürece müdahale ederek, kendince aracın rotadan çıkmasını engelledi… Esasen başlangıçta kurulan, kurdurulan, kurulmasına izin verilen siyasi partiler de, son tahlilde muvazaa partileriydi… Tabir maruz görülürse bir tür danışıklı dövüş ürünüydüler. 1946’da Kurulan Demokrat Parti (DP), CHP içinden çıkmıştı… Halkın parti kurması yasaktı… Mesela işçilerin, sosyalistlerin parti kurmalarına izin verilmiyordu, kurmaya kalkarlarsa da hemen yasaklanıyordu…
Fakat, tartışmasız asıl devlet partisinin ilgi ve kaygı alanına giren şeyler vardır: Mesela Kürt sorunu, Ermeni sorunu, Kıbrıs sorunu, vb. konusunda seçimle gelen görünen iktidarın bir açılım yapmasına, adım atmasına asla izin verilmez… Mayınlı alana girmeye kalkarsa da gereği yapılır…
O halde sadede gelebiliriz. Asıl devlet partisi söz konusu dizaynı nasıl yapıyor? Rejimin sıkıştığı veya kendilerince ‘aracın rotadan çıkma istidadı taşıdığı düşünüldüğünde kutuplaşmayı, çatışmayı körükleyerek, toplumu terörize ederek, korkutarak, siyasi cinayetler, katliamlar, darbeler peydahlayarak, aracın rotadan çıkmasını  engellemeyi başarıyor… Muhtemel bir demokratikleşmenin önünü kesiyor… Türkiye’deki rejim oldum olası hukukun, insan haklarının, özgürlüklerin, demokrasinin iflah olmaz düşmanıdır… O alanda hiçbir zaman bir esneme söz konusu değildi… Gerçek durum öyleydi ama hak, özgürlük, sosyal eşitlik ve demokrasi düşmanı rejim, geride kalan dönemde kendini ‘modernliğin’, ‘ilericiliğin’, ‘kalkınmacılığın’, “büyümenin”  timsali olarak sunmayı başardı…
6-7 Olayları, Kanlı Pazar, Maraş katliamı, Madımak katliamı gibi kitle katliamlarının, Sabahattin Ali’den, Abdi İpekçi’ye, Musa Anter’e, Uğur Mumcudan Hırant Dink’a sayısız siyasi cinayetin hiçbir zaman hesabının sorulmaması, sözünü ettiğim ikili iktidar yapısının sonucu. Asıl devlet partisinin marifeti… Uzağa gitmeye gerek yok. Daha geçtiğimiz yıl CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminin üstüne gidilmemesi de aynı odağın marifeti… 
Aslında bu utanç verici cinayetlerde, katliamlarda eğitimli kesimlerin, diplomalıların vebali büyük… Onların suç ortaklığı, ihaneti olmasaydı, Onca zamanda bunca insanlık suçu işlenmeyebilirdi… Resmî ideolojinin ve resmi tarihin rahle-tesisinden geçmiş, düşünce yeteneği dumura uğratılmış bu kesimin hiçbir zaman şeylerin gerçeğine nüfuz etmek gibi bir kaygısı olmadı. Rejimi teşhir etmeye hiçbir zaman cüret etmediler… Zaten cüret etmemeleri için eğitilmişler, yetiştirilmişlerdi…
“Faili meçhul cinayetler”, “gözaltında kayıplar” deniyor… İyi de yüzlerle, binlerle ifade edilen faili meçhul cinayet olur mu? Diyelim ki, bir cinayetin, beş cinayetin, on cinayetin failine ulaşılamadı… Nasıl oluyor da binlercesinin, failine bir türlü ulaşılamıyor? Devlet kendi işlediği cinayetin failini niye bulsun? Gözaltında kayıp diye bir şey olur mu? Adı üstünde ‘gözaltında’… Gözden kaybolmasın diye yakalanıp bir hücreye tıkılan’ nasıl kaybolur? Bu utanç verici durum neden sorun edilmez?
Osmanlı İmparatorluğunda devlet kutsaldı. Onun doğrudan devamı olan Türkiye Cumhuriyeti’nde daha da kutsaldı… Kim bilir, herhalde kutsal devletimiz cinayet işliyorsa, katliamlar yapıyorsa bir bildiği vardır mı diyorlardır…
Meramımı iyi ifade eden iki anektot şöyle: 25-26-27 Haziran 1993’de İnsan Hakları Derneği ile, Aydın Girişimi, Ankara’da “ Kürt Sorunu Kurultayı” düzenliyor. İHD başkanı Akın Birdal ve Aydın Girişimi başkanı Aziz Nesin, Tarık Ziya Ekinci ve Kâmil Ateşoğulları, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i, dönemin başbakanı Mesut Yılmazı ve TBMM başkanı Hüsamettin Cindoruk’u ziyaret edip, onur konuğu olarak konferansa davet ediyorlar ve birer konuşma yapmalarını da rica ediyorlar… Demirel ve Yılmaz daveti kabul ediyor. Cindoruk da başkan vekili Fehmi Işıkları görevlendiriyor. Afişler basılıp asılıyor, davetiyeler dağıtılıyor. O arada, Konferanstan bir hafta önce Viyana’da II. Dünya İnsan Hakları Konferansı toplanıyor [14-25 Haziran 1993] Birçok ülkenin devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları ve 2000 kadar da Sivil Toplum Örgütü (NGO) konferansa katılıyor. Aynı zamanda Dünya İnsan Hakları Örgütünün de İkinci başkanı olan Akın Birdal da konferansta konuşacak… Tam o sırada Ankara Valisi Kürt Kurultayını yasaklıyor… Akın Birdal, yasak kalkmazsa konuşmasında durumu teşhir edeceğini Viyana’da bulunan dışişleri bakanı Hikmet Çetin’e söylüyor… Bakan ‘hallederiz sen gündeme getirme’ diyor… Daha sonra Akın Birdal Meclis başkanı Cindoruk’la karşılaşıyor, yasağı gündeme getirince Cindoruk, ‘işte bürokrasi’ diyor… Aslında “bürokrasiden” öte bir şey olduğunu gayet iyi biliyordur herhalde…
1997 yılı 8-9 Mayıs’ta, İnsan Hakları Derneği Kürt Sorununun Uluslararası Boyutu ve Avrupa Örnekleri temalı bir Uluslararası Konferansı düzenlemeye karar veriliyor. Konferans Ankara Otel’de yapılacaktı. Ben de Oturumlardan birinin başkanı olarak davetliydim. Benim oturumumda Ragıp Zarakolu, Ertuğrul Kürkçü, Sungur Savran sunum yapacaklardı… 8 Mayıs sabahı otele vardığımda konferansın yasaklandığını öğrendim… Temel Demirer ve Ahmet Kahraman’la bir odaya geçtik… memleketin halini konuşup ayrıldık…
Mehmet Ağar İçişleri bakanıyken Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu evinde ziyaret ediyor. Güldal Mumcu, “cinayetin failini, faillerini bul” diyor. Mehmet Ağar, “bir tuğla çekersek duvar yıkılır” diyor… Aslında benim “asıl devlet partisi” dediğime gönderme yapıyor… Uzun yıllar başbakanlık ve cumhur başkanlığı yapmış olan Süleyman Demirel de: “Devlet gerektiğinde rutin dışına çıkar” derken, aynı iktidar odağını ima ediyordu…
AKP iktidarının son on yılında devlet-hükümet- parti ayrımı yeniden ortadan kalktı. Bu durum asıl devlet partisinin dahli olmadan asla mümkün olmazdı. Sadece AKP’nin, Tayyip Erdoğan’ın marifeti sayılmasın… Son dönemde şiddetin tırmandırılması, mafyanın yeniden sahnede görünmesi, hukukun külliyen bypass edilmesi, işkencenin, keyfi tutuklamanın sıradanlaşması, başta Kürt siyasetçiler olmak üzere, gazetecilere ve siyasetçilere yönelik saldırılar, yakın zamanda CHP genel başkanına linç girişimi, Boğaziçi Üniversitesine yönelik saldırı… asıl devlet partisinin işbaşında olduğunu gösteriyor… Velhasıl ‘ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir’ denecektir…
0 notes
weedandrunkss · 3 months ago
Boğaziçi olayları hakkında düşüncelerin neler ?
Düşünebilen sorgulayabilen ve fikir yürütebilen insanların kendi fikrini sunacak bir zihniyet bulamayınca yaptığı bence güze ve haklı bir eylem, okulda okuyan kişilerin kararlarını dinlemezsen ortak bir yol bulmazsan kafana göre istediğini yaparsan bu diktatörlüğe girer, maalesef biz ülkece sanırım ortaçağdan geldiğimiz için çadır devleti kafasında oluyor herşey sonuna kadar desteklediğim ve bu tarz insanlarında olmasından mutluluk duyduğum bir olaydı
0 notes
memurilkhaber · 3 months ago
Text
Gamze Demirtaş Kimdir? Neden İstifa Etti? - Yaşam
Gamze Demirtaş Kimdir? Neden İstifa Etti? – Yaşam
Boğaziçi olayları esnasında gözaltına alınan öğrencilerden birisi olan Doğu Demirtaş, yaptığı açıklamada boğaziçi üniversitesi olaylarına katılanların terörist diye nitelendirilmesine sert tepki göstermiş ve kendisini ziyaret eden vekillere hitaben’“Annem Gamze Demirtaş, AK Parti’nin Sarıyer Kadın Kolları İlçe Başkanı. Bir ülkede bir bakan sürekli insanları hedef gösterirse, öğrencilere ‘sapkın’…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
reishecom · 4 months ago
Text
Senaryo yazarlarından öğrencilere destek: Aşağıya bakmıyoruz Haberi
Senaryo yazarlarından öğrencilere destek: Aşağıya bakmıyoruz Haberi
Cumhurbaşkanı kararıyla Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasının ardından protestoların başladığı Boğaziçi Üniversitesi’ne, 123 senaryo yazarından destek açıklaması geldi. “Aşağı değil ufka bakan gençlerin yanındayız” başlıklı metin şöyle: Biz senaryo yazarları, Boğaziçi Üniversitesi’nde son rektör ataması sonrasında yaşanan olayları üzüntüyle izlemekteyiz. Üniversitelerin bilim üretebilmesi…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
memurilkhaber · 4 months ago
Text
Beyza Buldağ Kimdir? Neden Tutuklandı? Ne Kadar Ceza Aldı? - Yaşam
Beyza Buldağ Kimdir? Neden Tutuklandı? Ne Kadar Ceza Aldı? – Yaşam
Boğaziçi Üniversitesi rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu’nun atanması sonrasında Boğaziçi üniversitesi öğrencileri atamanın doğru olmadığını belirterek Melih Bulu’nun istifa etmesini istemişti. Rektör Melih Bulu ise yaptığı açıklamada istifayı kesinlikle düşünmediğini ve görevinin başında olduğunu belirten açıklamalar yapmıştı. Boğaziçi Üniversitesi olayları ile ilgili olarak çok sayıda öğrenci…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes
btchabercisi · 4 months ago
Text
Atilla Yeşilada: Altın, Dolar ve Petrol’ün kaderi çiziliyor
Atilla Yeşilada: Altın, Dolar ve Petrol’ün kaderi çiziliyor
İntegral ForexTV YouTube kanalında İntegral Yatırım Danışmanı Dr. Artunç Kocabalkan’ın konuğu Atilla Yeşilada oldu. Öncelikle Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşananların piyasalara tesirini konuşan Dr. Artunç Kocabalkan ve Atilla Yeşilada Boğaziçi Üniversitesi’ndeki olayların yabancı basın ve siyaset tarafından nasıl göründüğüne ait açıklamalarda bulundular. Boğaziçi Üniversitesi olayları sonrasında…
Tumblr media
View On WordPress
0 notes