Visit Blog
Explore Tumblr blogs with no restrictions, modern design and the best experience.
#felsefe
kitapcafe · a day ago
Text
Tumblr media
"... insan nedir ki? Sonsuzluğa göre bir hiç, hiçliğe göre her şey; her iki ucu da kavramaktan sonsuz uzak, hiç ile her şey arasında bir orta noktadır."
-Blaise Pascal-
36 notes · View notes
gecedekaybolansblog · 2 days ago
Text
Dikkat nereye odaklanmışsa, eylem oraya yöneliktir. Merdivenin bir sonra ki basamağına adım atabilmeniz için oraya bakmalısınız, merdivenin zirvesine değil. Tırmanırken zirveye bakan, ilk adım da yuvarlanır.
Muhammed Bozdağ
26 notes · View notes
saireyn · 2 days ago
Text
Mutlu Olma Sanatı
Tumblr media
“… en büyük acı, insanın güce ihtiyaç duyduğunda yokluğunu hissetmesidir.”
— Mutlu Olma Sanatı, Arthur Schopenhauer
Alman filozof ve yazar olan Arthur Schopenhauer tarihe ismini yazdırmış değerli şahsiyetlerden biridir. Nietzsche’nin de akıl hocası olarak bildiğimiz Schopenhauer yazın dünyasına da birçok eser bırakmıştır. Hem Alman hem de günümüz felsefesine yaptığı katkı birçok çevre tarafından takdir edilmiştir.
Schopenhauer irade kavramı üzerinde durur, bu kavramın dünyanın özü ve gerçekliği olduğunu savunur. Bizi çevreleyen bu dünya ise ona göre yalnızca tasarımdan ibarettir. Schopenhauer insanı evrendeki en mutsuz yaratık olarak tanımlamıştır ve insanların evrendeki tüm kötülüklerin kaynağı olduklarını savunmuştur.
İsminden adeta kötümserliğin savunucusu olarak bahsettiren Schopenhauer’un, bu dünya yolculuğunda bir yol gösterici niteliğinde olan “Mutlu Olma Sanatı” isimli eseri 2019 yılında Türkçeye kazandırılmıştır. Toplamda 53 sayfadan oluşan bu kitap kısa olmasına rağmen etkisi büyük olan eserlerden. Varoluşumuz, yaşama bakış açımız, sürekli mutlu olma çabamız hakkında anlamlı paylaşımlarla dolu olan kitap yaşam felsefemize de biçim verebilecek nitelikte.
“Faal olmak, bir şeyler yapmak, hatta bir şey öğrenmek bile insanın mutluluğu için gereklidir.”
Mutlu olmak için sanırım öncelikle mutluluk mefhumuna yüklediğimiz anlam üzerine çalışmalıyız. Günümüzde mutlu olmanın kaynağı oldukça maddeselleşmiş olsa da insanlar deneyimleri neticesinde gerçek mutluluğun ne olduğu üzerinde düşünme davranışı gösterebiliyorlar. İstemenin ve elde etmenin sınırı yok. Bundan dolayı elde ettiğimiz zaman mutlu olacağımızı sandığımız şeyler bizi adeta bir mutsuzluk döngüsüne sokabiliyor. Yaşamın detaylarına baktığımız zaman mutlu olmanın ne kadar kolay ve doğal olduğunu görebiliriz. İçinde yaşamakta olduğumuz bu simülasyonlar dünyası mutluluğu keşfetme eylemine adeta perde oluyor.
Her gece uyumadan önce üzerine yoğun bir şekilde düşündüğümüz ve her sabah ona ulaşmak için yutucu bir hırsla uyandığımız mutluluk kavramı peşinden koşularak yakalanacak bir durum değildir. Herkesin mutluluğu keşfetmek için farklı metotları olabilir; ancak her şeyden önce mutluluk kavramıyla ilgili algımızı değiştirmemiz gerekir.
Mutlu Olma Sanatı isimli kitap size mutluluk kavramı ve yaşam felsefeniz üzerinde kazanımlar sağlayabileceğiniz önemli bir kılavuz olacaktır. Mutlu okumalar dilerim… (:
Yıldız TOKMAK
Kaynakça
Schopenhauer, A. (2019). Mutlu Olma Sanatı. İstanbul: Can Yayınları.
Daha fazla yazı için : https://labohemedergisi.com/
23 notes · View notes
cehennemdengelenadam · 5 days ago
Text
Tumblr media
Yıllardan beri ilk defa olarak içimde, aptalca bir ağlama arzusu uyandı, çünkü bütün bu insanların benden ne kadar nefret ettiklerini hissetmiştim.
237 notes · View notes
felsefebilim · 2 months ago
Text
Bağıntı Nedir?
Tumblr media
Bir bağıntıdan söz edebilmek için birlikte anılan, birbiriyle ilişkisi olan en az iki şey gereklidir. Çünkü bağıntı, bu şeyleri belli bir biçimde düzene sokan bir ilişki olarak tanımlanır. İngilizce’de karşılığı relation, Almanca’da ise beziehung’dur.
Bağıntı, mantığın temel kategorileri arasında sayılmıştır. Bilinç, iki düşünce, nesne veya olay arasında bağ kurarak anlamlandırır. Bağıntılar, özsel (içsel) ve arızi (dışsal) bağıntılar diye ikiye ayrılır. Şeyler arasındaki bağıntı, onların var oluşunu, kategorizasyonunu ve anlamını doğrudan etkilemiyorsa bu bağıntı türü arızi (dışsal) bağıntıdır. Aksi bir durum söz konusuyla yani şeyler arasındaki bağıntı onların doğasını doğrudan etkiliyorsa bu tür bağıntı özsel (içsel) bağıntıdır. Bir örnekle açıklayalım. ‘Platon’un bağıntılarından birisi de Antik Çağ’da yaşamış olmasıdır. Burada Antik Çağ olmasaydı Platon’dan bahsedemezdik; o nedenle bu iki şey arasındaki bağıntı özsel (içsel) bir bağıntı oluyor. Platon ile Akademi’nin kurucusu olması arasındaki bağıntı da Akademi olmasa da Platon’un var oluşunu ve kategorizasyonunu doğrudan etkilemeyeceği için arızi (dışsal) bağıntı oluyor.
289 notes · View notes
1ihtimallerperisi · 3 months ago
Text
Bazılarımız şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor… sanırım artık insan, tutunamıyor insana.
Oğuz Atay
146 notes · View notes
denizin-kizi · 14 days ago
Text
Tumblr media
Tumblr media
Japonlar kırılan eşyalarını onarırken kopan veya kırılan parçanın yerini altınla doldururlarmış. Antik Japon felsefesine göre bir eşya ya da insan hasara uğramışsa, acı çekmişse, o bundan sonra bir hatıraya sahiptir, ders almıştır ve artık olduğundan çok daha güzel ve değerlidir.
...💖
71 notes · View notes
kitapcafe · a day ago
Text
Tumblr media
Freud der ki:“Çocuk yapmayı doğal ihtiyacın zaruri olarak giderilmesi gibi karmaşıklıktan çıkarıp, üzerinde düşünülmüş sorumlu bir eylem seviyesine çekebilseydik, insanlık için en büyük zaferlerden birini kazanmış, doğanın koyduğu sınırlardan esaslı şekilde özgürleşmiş olacaktık.
Ve Irvin D. Yalom da ekliyor: "Çocuklarınızı yetiştirmek için önce kendinizi yetiştirmeniz gerek. Aksi halde, hayvani ihtiyaçlarınız ya da yalnızlığınız ya da içinizdeki boşlukları doldurmak için çocuk sahibi oluyorsunuz demektir."
-İbn Haldun son noktayı koymuş.
Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın zira zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin yeter!
26 notes · View notes
gecedekaybolansblog · a day ago
Text
Gitmek unutmak değildir sen bunu çok iyi biliyorsun. Aklımda gözlerin varken sen buna gitmek mi diyorsun ?
Can Yücel
25 notes · View notes
raskolnikovsendromu · a month ago
Text
      Bu çağa ait olduğumu sanmıştım. Zira normal dediklerinizden dahi tiksindiğimi fark ettiğimden bu yana biliyorum: bu çağ bana sahip olamayacak. 
...
86 notes · View notes
siyah-kugu19 · 17 days ago
Text
Yalnızlık nedir?
Kafka: Mutluluktur.
Schopenhauer: Özgürlüktür.
Wirginia Woolf: Sevmektir.
Huxley: Farklıysan yalnızlığa mahkumsun.
S. Plath: Kendi içinde yuvarlanmaktır.
Marguez: Başkalarıdır.
Dostoyevski: Her şeyin farkında olmaktır.
Sizce yalnızlık nedir?
🌿
Tumblr media
117 notes · View notes
1ihtimallerperisi · 21 days ago
Text
Tumblr media
Tumblr media
Efsaneye göre Medusa güzelliği ile herkesi büyüleyen ve kıskanılan ,Tanrıları bile kendine aşık eden bir kızmış. Güzelliğinden dolayı kendine rakip olarak görülen bir kız bulmak mümkün olmazmış. Medusa kendini Tanrılara adadığı için ,zeka Tanrıçası olan Athena'ya ait bir tapınakta yaşarmış. Medusa'ya aşık olan biri varmış; bu kişi yanında yaşadığı denizlerin efendisi Poseidon imiş. Poseidon bir ölümlüye aşık olduğunu ve küçümsenmemek için bunu herkesten hatta evli olduğu Athena'dan da saklarmış. Bir süre sonra Athena bu olayı öğrendiğinde Poseidon Medusa'ya olan aşkını inkar etmiş ama bir gün Athena'nın tapınağında Medusa'ya zorla sahip olur. Athena bu olayı da öğrendiğinde Medusa ve kardeşlerini lanetlemiş. Sonra da Medusa'nın saçının her telini bir yılana dönüştürüp Dünya'nın en Kuzeyinde bulunan 'Hyperborea'ya sürmüş. Athena olayın ardından uzun bir süre geçtikten sonra Medusa'ya olan öfkesi dinmediği için kardeşi Perseus'a bir görev verip Medusa'yı öldürmesini istemiş. Kardeşine Medusa'nın yanına giderken yanına büyülü bir çanta,başlık ve kanatlı sandaletlerini almasını söylemiş. Çok önemli bir şey daha eklemiş. Medusa ile karşılaştığında Ona asla bakmamasını ,bakarsa taşa dönüşeceğini söylemiş. Bu nedenle kalkanını Medusa'ya karşı ayna gibi kullanmasını ve yüzünü göstermeden kafasını kesmesini söylemiş ,bu işi yapabilmesi içinde O'na orak biçimli bir kılıç vermiş. Perseus, üvey kız kardeşinin isteğini kırmayıp kılıcıyla Medusa’yı öldürmeye gitmiş ve yüzüne bakmadan başını kesmiş. Medusa o anda ölmüş. Fakat bilmedikleri bir şey varmış. Medusa'nın başını kestiği anda Poseidon'dan olma çocukları Pegasus ve Chrysaor gövdesinden dışarı fırlamış. Perseus, Medusa'nın kesik kafasını alıp gitmiş, Athena ise Medusa'nın derisini yüzüp Aegis'in markası yapmış. İki damla kanını Kral Erichthonius'a hediye etmiş. Bu iki damla kandan biri öldürücü zehirdir, diğeri ise panzehirdir, tüm hastalıklara deva olmaktadır. Efsane'ye göre Medusa'nın kafası şu an Yere batan Sarayı'nda saklanıyor.
104 notes · View notes
demhanem · 29 days ago
Photo
Tumblr media
Tumblr media
Tumblr media
Tumblr media
Hangi insan, seni senden daha iyi tanıyabilir ki. Haritalar, sahiller, yıldızlar varken neden bir insanın kılavuzuna ihtiyacın olsun? Dünyanın nasıl işlediğini ruhu yaşadıkça öğrenemez mi insan? 
Hayatı çalımlamak cesaret ister biraz. Bu cesaretin bir güzelliği var. Hafif adımlarla ilerleyen kadınların/adamların gülümseyerek geçtiği yerlerde.. 
55 notes · View notes